24 Haziran 2010 Perşembe

zavallı

ne zavallı bir hal benimkisi. kendi ellerimle yıktığım duvarların altında eziliyorum şimdi. yorgunum, bitkinim, herşeyin farkındayım. bilmiyorumlar siliniyor. silindikçe daha acı gerçekler yüzüme yüzüme vuruyorlar. bak işte sen aptalsın gerçeği. kendi çizdiğimiz hayatı yaşıyoruz, kendi seçimlerimizi. kimse beni zorla ayırmadı ondan. kimse kafama silah dayamadı. bu gerçekliğin içinde yaşayabilirim ben dedim bunu seçtim. bu gerçekliği reddetmek güzeldi önceleri. sonraları özlem öyle bir bastırıyor ki ve yeniden o sevgiyi hissetme isteği. adilik bu, bencillik bu bildiğin. sevgilimin yanında zerre aklıma gelmezken yalnız kaldığım an içinde boğulduğum bu şey de ne? sevgi arsızlığı mı? sanada mı bunu yapıyordum? sevdiğim sen değil miydin acaba sevdiğim beni sevme şeklin miydi? onu mu özlüyorum seni mi? hani biliyordum herşeyi noldu. kaldın yine öyle di mi yine mal gibi. ilk seferinden beri böyle gidiyor bu. rahatsız olsam değiştirirdim. rahatsızmışım gibi yapmanın da manası yok sanırım artık. geçtik o yaşları. içimize dönüp bakarken daha acımasız olmayı öğrendik. kendimize daha hard girmeyi. hayat acıtacağına ben acıtim kendimi. bir meleğin kanatlarını kırdın sen adi kadın. şimdi kendine mi üzülcen ona mı? o toparlıcak biliyorum hem de benden nefret ederek yapcak bunu. ohh ne güzel işte o toparlıcak, onsuz geçirilen anlar arttıkça sen bambaşka bir dehlizin içinde bulacaksın kendini. çıkıp bir nefes almak lazım ya da kafa hep güzel gezmek. ya da hiç yalnız kalmamak. 3. tercihi kullanıyorum benden yana. daha insancıl geliyor herşeye rağmen. yaşadıklarımız bizim için. benim seçimim. bunların hepsini hakediyorum. hak ettin yaşa madem. ya da düşünme kaç kurtul. bak bunları hepsi de birer seçim. bir tek rüyalarda yaşayamazdık sanırım. ve ben rüyalarımı istiyorum. senli, benli...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder